Tolga Hancı' nın Karşıyaka Rotary Kulubü Konuşması
Saygıdeğer Karşıyaka Rotary Kulüp Üyeleri;
İnternet ile ilgili ilk sunumumu, kendileri için hazırladığımız internet sitesinin açılışı dolayısıyla, Alsancak Rotary Kulübü’ nde gerçekleştirmiştim.
Kulübün çok değerli başkanı Profesör Konca Hanım, benden mesleğim ile ilgili bir konuşma yapmamı isteyince, tereddütsüz "internet" ile ilgili konuşmam gerektiğini düşündüm.Fakat sonra biraz duraksadım, çünkü eski uzmanlık alanım olan finans, ekonomi, brokerlık işleri ile ilgili CV' im aklıma geldi.
Biraz önce okunan özgeçmişimden sonra, haklı olarak internette nereden çıktı diyebilirsiniz.
Bu konunun nasıl benimle bütünleştiğini anlatabilmek için, yaşadığım bazı olayları aktarmamın, yeterli olacağını düşünüyorum.
Eminim, herkes internetin ne kadar büyük bir konsept olduğunu biliyordur.
Bugün bir çoğumuzun evinde bilgisayar var, ya da çoğumuz internet bağlantılı bir cep telefonu kullanıyoruz.
Ben öyle düşünüyorum ki, internet, uzay haricinde evrenin en büyük platformu.
Ekonomi' den, Finans' tan, matematikten; hiç uzatmayayım, tüm kavramlardan daha büyük.
Geçmişi ve geleceği içinde barındırıyor.
Bu noktada bazılarımız çok abarttığımı düşünüyor olabilir.
Tartışılabilecek bir konu.
Tabi ben bugün, internetin hacimsel büyüklüğü ile ilgili değil, yaşam tarzımıza getirdiği değişikliğin büyüklüğü hakkında konuşmak istiyorum.
Eminim büyük çoğunluğumuz, özellikle hanfendiler, bu değişikliğin genelde kötü anlamda, yani olumsuz yönde olduğunu söyleyecektir. Doğrudur da.
Her 5 internet sitesinden birinin cinsel içerikliği olduğunu, yayınlanmış her 100 fotoğraftan 80' inin müstehçen içerikli olduğunu söyleyeceksiniz. Çok haklısınız.
Çünkü bildiğiniz gibi, insanoğlunun bilinç altında, her an ve her yerde, önce kendi fizyolojik gereksinimlerini giderme gibi bir saplantısı vardır.
Topluma hizmet eden değer ve amaçlar, maalesef belli bir doymuşluğa ermeden, tecelli etmiyor.
Yani bilime katkı koyan teammül ve kalıplar içeren bir internet görmek için daha çok yolumuz var.
Bu noktada dilerseniz bir çok ailenin, çocuklarına musallat olan internet bağımlılığının; çocukların sosyalleşmesinde nasıl bu kadar olumsuz bir rol oynadığından bahsedelim.
Öncelikle tek suçlunun internet olduğunu söylemek, doğru bir yaklaşım olur mu bilmiyorum.
Hatta kimin kime musallat olduğu konusu bile tartışılabilir.
Çünkü bağımlılık söz konusu olunca, bunun altında yatan sebeplerin araştırılması gerekir.
Ben kendi çıkarımlarım doğrultusunda, birazda felsefi bir yaklaşımla gizli suçlunun, her geçen gün, insanoğlunu daha kaotik bir düzene iten “tüketim çılgınlığı” olduğu kanısına vardım.
İnterneti uzayın haricindeki en büyük platform diye adlandırmamın sebebi de, başka hiç bir düzende veya habitatta var olamayacak kadar fazla miktarda tüketim malzemesi barındırmasıdır.
Hatta bilinçli insanların bile bu çekime kapıldığını görüyoruz.
Acaba interneti bir eğlence aracı olarak gören çocuklar mı, yoksa kanserojen etkisinin varlığına aldırmadan devamlı cep telefonu ile konuşan, uyuşana kadar her gece dizi seyreden biz yetişkinler mi daha fazla bu kaosun kurbanıyız.
Sonunun ne olacağını çok iyi bildiği halde, sigara içen doktora ne demeli?
Bu “Tüketim Çılgınlığı” nın oluşumunu, pazarlama üstadlarının, tabiri ile caiz ise, “beyin yıkama” metodları ile ürünlerini topluma empoze edişine bağlıyorum.
Bu yanılsamayı, günümüzün en büyük hastalıklarından biri olarak gördüğüm için buna değinmeden geçemedim.
Konumuza dönmek gerekirse, örneğin yeni nesil internet çocukları, barbie bebeklerini kutusundan çıkan türlü kıyafetlerle giydirmek yerine; internet sitesi üzerinden çeşitli animasyonlarla onları renklendirmeyi, istediği herşeyi giydirmeyi ve bunu tek bir mouse hareketi ile yapmayı daha kolay ve daha eğlenceli buluyorlar.
Körebe, saklambaç, ip atlama gibi oyunları değil oynamak, adlarını bile bilmiyorlar.
Evet internetin bağımlılık yapan anti-sosyal yönünden bahsediyorum.
Çoğunuz, çevrenizde benzer vakalar görüyorsunuzdur.
Bu tip bağımlılar, sabahları gözlerini açar açmaz bilgisayarın başına geçerler.
Ben bu yollardan geçmiş biri olarak, durumu size şöyle özetleyebilirim.
Kişi, “her ne sebeple olursa olsun” bilgisayar başından uzaklaşmanın zaman kaybı olduğunu düşünür.
Uyumak veya yemek yemek te buna dahil.
Bağımlı olan kişi, bilgisayarı bırakmamak için türlü bahaneler hatta yalanlar uydurarak, bilgisayarın başında kaldığı sürece sıkıntıdan veya stresten uzak durabileceğini zanneder.
Ve kendisine engel olan her şeye sinirlenir.
Ben, bir internet bağımlısı olduğumu kendim keşfettim.
Tabi ne olsa beğenirsiniz?
Bunu, internette okuduğum bilgiler sayesinde öğrendim.
Daha önce ailemin bunu yüzlerce kez söylemesinin de bir etkisi olabilir tabii.
Şaka gibi görünen bu olaylar, günlük yaşamımıza o kadar hızlı bir şekilde adapte oluyor ki, o hale nasıl geldiğinizi hiç anlamıyorsunuz bile.
Yine şaka gibi olacak ama, internet bağımlısı olduğumu düşünerek bir hekime başvurduğumda, hekimin kendisinin de bağımlılardan biri olduğunu öğrendiğimde çok şaşırmıştım.
Doktor hanım, kendisine de bu teşhisi koyduğunu bana itiraf etti.
Daha da ilginci, Türkiye' de, bunun bir tam bir tedavisi olmadığını öğrendiğimde, interneti kendime meslek edinmenin, tek çarem olduğunu anladım.
İnternette geçirdiğim zaman, benim için artık bağımlılık yapan bir illet değil, sadece yoğun bir çalışma temposu.
Yanlız size şunu söyleyeyim.
Bu çalışma temposunu mesleğin dışındakilere, hiç tavsiye etmem.
Hele hele bilgisayardan nefret eden, "Ya ben, ya da o makina" diyen bir eşiniz varsa, makul bir açıklama yapmanız söz konusu bile değil.
Bundan kurtulmanın tek çözümü var, onu da bilgisayar bağımlısı yapmak.
Ona sevgililer gününde bir iPad, bir iPhone gibi bağımlılık yapıcı maddeler de alabilirsiniz.
Hızlı bir internet bağlantısını kullanarak, ona Facebook’ u, Twitter’ ı, YouTube’ u ya da en renkli alışveriş sitelerini öğretebilirsiniz.
Şaka bir yana, Amerika' da 8 evli çiftten biri internette tanışıyormuş.
Bir genç kızın rüyasını süsleyen evliliklere belli ki oradan da adım atıla biliniyor.
Bu anlamda, çok bencil bir yaklaşım gibi görünebilir ama, bazen şu Facebook' u yapan adamdan allah razı olsun diyorum.
Düşünü ki, eğer Facebook bir ülke olsaydı, 500 milyondan fazla kullanıcısı ile dünyanın en kalabalık 3. ülkesi olacaktı.
Bazen, insanların Facebook ‘ ta ne kadar uzun süre vakit geçirilebildiğine ben bile şaşırıyorum.
Facebook olmasaydı kimbilir ne evlilikler bitecekti.
Fakat dozajı uygularken gerçekten çok dikkatli olun.
Ona herşeyi öğretmeyin ki planınız ters tepmesin.
Çünkü 60 yaşından sonra, gözleri 5.5 derece miyop olmasına rağmen internete bağımlı hale dönüşen ev-hanımları bile gördüm.
Bu benim annem değil allahtan, ancak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, ailemizde hergün interneti kullanmayan yok.
Peki bunun sınırı ne?
Bu sınırı kim tayin ediyor?
Belki bu noktada, harcanan zamanın kalitesi tartışılabilir.
“Kaliteli zaman geçiremiyoruz” diye yakınırlar ya hani.
Şahsen ben internette geçirilen zamanın kalitesinin, dehalar tarafından yazılmış muhteşem bir opera’ nın verdiği hazla karşılaştırılabileceğini hiç sanmıyorum.
Ya da sevgilinizle piknik yapmaya gittiğiniz harika bir bahar günü ile.
Peki bu internetin hiç mi olumlu bir yönü yok?
Saygıdeğer üyeler, bir laf vardır.
"Değişime karşı durursan seni yıkar geçer" diye.
İnternetin getirdiği değişimi hiç bir değişim ile kıyaslayamazsınız.
Bir anlamda, internet, tarihin görüp görebileceği en büyük açlık bastırma sürecidir.
Cinsellikmiş, oyunmuş, sosyal ağlarmış, resimmiş, dizilermiş hepsi orada.
Çok yakın gibi gözükmese de, elbette bunun doymuşluk safhasına geleceği bir gün olacaktır.
Şüphesiz, internetin, tüketime doymuş olan kesime hitap eden bir yanı da var.
Şimdiden her türlü konuda ders görebileceğiniz veya neredeyse her mesleği öğreten, siteler var.
Bunların Uluslararası düzeyde diploma veren, üniversitelere eş değer bir akreditasyon kazanacağı günler, hiç te uzak gözükmüyor.
Siz deyin 20 yıl, ben diyeyim 10 yıl sonra.
Artık bankaya gitmeden, kuyruk beklemeden, İnternet üzerinden her türlü finansal işlemlerinizi yapabiliyorsunuz.
Bir alışveriş yapacaksınız, fiyat konusunda aldatılmanız mümkün değil.
Çünkü onlarca ürünü birarada inceleyebilir, bütün niteliklerini mukayese edebilirsiniz.
Üstelik internet üzerinden yapılan alışverişlerde 8 günlük koşulsuz iade olanağınız da var.
Tabi bunların bir bedeli yok mu, var.
En başta, tüm özel bilgilerinizin çalınması, yer değiştirmesi veya yok edilmesi gibi güvenlik riskleri ile karşı karşıyasınız.
Dolayısıyla önemli sandığınız bilgileri internette kullanmadan önce, mutlaka güvenlik açıkları hakkında detaylı bilgi sahibi olunuz veya bu konudaki bilgili kişilerden yardım alınız.
Şahsen ileride internetin çok daha faydalı bir hale dönüşeceğini düşünüyorum.
Ancak yaşam tarzımızı büyük ölçüde değiştireceğini de öngörüyorum.
Şimdi gelin, biraz daha uzak bir geleceği tasavvur etmeye çalışalım.
Bir toplum düşünün.
- Bütün gün hiç kalkmadan bir sandalyede oturan,
- birbiri ile önündeki “3 Boyutlu Sanal Gerçeklik Ekranı” ndan görüşerek iş yapan,
- hiç arabanın olmadığı, her yere o sandalye vasıtasıyla gidilen,
- herkesin 150 kilonun üzerinde olduğu, kimsenin yürümeyi bilmediği,
- gündelik işlerin sadece robotların yardımı ile yapıldığı,
- ve ancak laboratuar koşullarında üreyebilen, bir insan ırkı.
Kulağa ne kadar dehşet verici geliyor değil mi?
1899 ‘ da “Keşfedilecek Her şey Keşfedildi” diyen Amerikan Patent Enstitüsü Başkanı Duell’ e, bugünlere geleceğimizi söyleseydik herhalde bize kahkahalarla gülerdi.
Saygıdeğer Rotaryenler,
Aklınıza bazı garip düşünceleri sokarak, biraz da karamsar bir tablo çizdiğim için hemen korkmayın.
İnternet bağımlılığı tıbben madde bağımlılığı konusu altında kategorize edilmiş olup, tedavi yöntemleri gün geçtikçe detaylı araştırmalarla incelenmektedir.
Araştırmalarıma göre bu konu hakkında neler yapabileceğinizi de açıklayacağım.
Öncelikle, bu konunun bir uzman tarafından tedavi edilmesi gerektiğini söyleyebilirim.
Her tıp hastalığında olduğu erken teşhis çok önemlidir.
Yaşı ne olursa olsun, kişiye kızgınlıkla değil, sabır, empati ve şefkatle yaklaşılmalıdır.
Hastanın, hastalığın hangi emarelerini taşıdığının kendisi tarafından anlaşılması ve kabullenmesi sağlanmalıdır.
Kendisine her konuda destek verileceğinin vurgulanması da şarttır.
Hayatında nelerin eksik olduğunu düşündüğü, tespit edilmeli, bu konulara uygun aktivite ve tedavi yöntemlerinin uygulamaya sokulması gerekir.
İnternetin sadece bir araç olarak kullanılmasına yönelik gerekli kısıtlamaların tatbik edilmesi sağlanmalıdır.
Gördüğünüz gibi ben, bağımlılığı profesyonelliğe dönüştürebilmiş bir kişi olarak, kendimi şanslı hissediyorum.
Ancak herkes bu kadar şanslı olmayabilir.
Bilhassa çocuklarda, internetin karakter gelişimine olan negatif etkilerini göz ardı etmeyiniz.
İnternet kullanım zamanını ve içeriğini, ortak kararlar alarak kısıtlamaya gidiniz.
Son olarak şunu unutmayalım; her insanın en iyi algıladığı yaklaşım şefkatli yaklaşımdır.
Değerli üyeler, dilerseniz internet kullanımı ile ilgili dünyadaki bazı çarpıcı istatistiklere göz atalım:
18.000 internet kullanıcısı arasında yapılan araştırmalar sonucu, topluluğun sadece %5.7 ‘ sinin bağımlılık derecesinden uzak birer kullanıcı oldukları saptanmış.
- Kadınlar erkeklerden daha sık aralıklarla internete giriyor.
- İnternet kullanıcılarının %50’ sinden fazlası yaşları, işleri, ağırlıkları, medeni durumları ve cinsiyetleri hakkında yalan söylüyor.
- İnternetin başlangıcı, Darkmouth ve Berkley Üniversitelerinde 1960’ lı yıllarda kurulan, ortak bilgisayar paylaşımını amaçlayan sistem olarak kabul ediliyor.
- İnternet’ in gerçek babası ise 1962 yılındaki “Galaktik Ağ” takma adlı savunması sisteminin kurucusu olan Amerikalı Joseph Carl RobnettLicklider
- Radyo 38 senede, Televizyon 13 senede, internet ise 4 yılda 50 milyon kullanıcıya ulaşmış.
- Amerika’ daki insanların %70 i, Afrika’ daki insanların ise sadece %3 ü internet kullanıcısı. Rekor ise %75 ile İsveç’ te.
- Şimdilik internetin büyüklüğü 10 Milyar sayfa civarı. Bu, sadece Google’ un örümcek robotları ile ölçülen rakam.
- İlk Global internet sayfasının bugün atom parçalayan kurum olarak bildiğimiz İsviçre’ deki ünlü CERN olduğu düşünülüyor.
- İnternet kullanıcıları bir web sitesinde ortalama 56 saniye harcıyorlar.
- Her 10 saniyede bir, internet üzerinde suç işleniyor.
- İnternete bağlanabilen günümüz cep telefonları, 40 sene önce kullanılan bilgisayarlara göre, milyonda bir katı ucuzlukta, 100 de biri kadar küçük boyutta fakat 1.000 kere daha güçlü.
- Youtube’ ta her ay 12.5 milyar video seyrediliyor.
- Tüm bunlara rağmen hala 18 ülkede internet yok, tüm dünyanın sadece %25 ‘ i internet kullanıyor.
Sayın Rotaryenler;
Daha önce konuşmacı olduğum bir Rotary kulübüne ilişkin internet üzerinden yaptığım araştırmalar esnasında, bir internet haberinin ilişiğinde yapılan bir yorum gözüme çarptı.
Şahısın biri demişki; Salihli’ de Rotary Kulübüne ne gerek var, zaten Rotary’ nin amacı Masonlara eleman yetiştirmekmiş.
Burada internetin bilgilendirme gücünün, ne kadar önemli olduğuna dikkatinizi çekmek istiyorum.
Alsancak Rotary Kulübü sitesini inşaa ederken de, Türkiye’ deki Rotary ile çok az bilgi edinebildim.
Yani bu yorumları yapanların cahilliğine de vermek lazım ama iş birazda siz Rotaryenlere düşüyor.
Saygıdeğer Rotary Ailesi,
Nazik davetiniz ve dinleme sabrı gösterdiğiniz için teşekkürlerimi arz ediyorum.
