Tolga Hancı' nın Yeni Asır Röportajı
KENDİSİNİN DE BAĞIMLI OLDUĞUNU İTİRAF EDEN İNTERNET UZMANI TOLGA HANCI, ÖNERİLERDE BULUNUYOR
İnternet bağımlılığı nasıl atlatılabilir?
Kendisi için interneti meslek seçmek gibi bir çözüm yolu bulduğunu söyleyen Hancı, ileri düzeydeki bağımlılık hallerinde, mutlaka tıbbi destek alınması gerektiğini belirtiyor.Bağımlı olan çocuk ise, önce ailenin onunla güçlü bağlar kurması gerektiğini savunuyor ve “her insanın en iyi algıladığı yaklaşım şefkatli yaklaşımdır, bu unutulmamalı” diyor
RÖPORTAJ: MÜJGAN KULLE
Tolga Hancı… O bir internet bağımlısı… Bunu kendisi söylüyor. ‘İnternet bağımlısı olduğumu kendim keşfettim’ diyor. Bağımlılıktan kurtulmak için uzman yardımı bile almış. Sonunda çareyi interneti meslek edinmekte bulmuş. ‘Artık internet benim işim, ama dünyada milyonlarca internet bağımlısı var” diyor. Tolga Hancı ile internet bağımlılığı ve internetin geleceğini konuştuk.
* Finans, ekonomi, brokerlık… Önce bu meslekleri yapmışsınız. Sonra internet? Nereden nereye!
- Her şey en insani bir duyguyla, merakla başladı. İnternet’le Amerika’da okurken tanıştım. 1989-90 yıllarıydı… O zamanlar Türkiye’de henüz yoktu internet ya da çok dar bir çerçevede kullanılıyordu. Oturduğum binanın kapıcısının bilgisayarı vardı. Sürekli yanında taşır, akşam bilgisayar başında geçirdiği saatleri anlatırdı. Sordum. İnternet ve yaptığı “chat”leri anlattı bana. O zamanlar ‘internet=chat’ demekti. Siteleri görünce ben de abone oldum. Online dosya alışverişi, chat ve oyunlar ile başladım ben de…
YAŞAMA ETKİSİ
Öyle öyle bilgisayarla kendimi geliştirdiğimi fark ettim. Tüketilecek malzeme arttıkça internette geçirilen zaman da artıyor… Merakım kısa sürede bağımlılığa dönüştü. Bugün birçoğumuzun evinde bilgisayar var ya da internet bağlantılı cep telefonu kullanıyoruz. Bana göre internet, uzay haricinde evrenin en büyük platformu. Ekonomiden, finanstan, matematikten… Aklınıza ne gelirse, tüm kavramlardan daha büyük. Geçmişi ve geleceği içinde barındırıyor. Ve internetin yaşamımıza getirdiği değişiklik gerçekten çok büyük.
* Ama olumsuzlukları da çok…
- Bir anlamda öyle. Her 5 internet sitesinden birinin cinsel içerikli, yayınlanmış her 100 fotoğraftan 80′i müstehcen… Haklısınız. Çünkü bildiğiniz gibi, insanoğlunun bilinç altında, her an ve her yerde, önce kendi fizyolojik gereksinimlerini gidermek gibi bir saplantısı var.
ÇOCUKLARA YANSIMASI
* Bağımlılık konusuna geçelim. Bu arada özellikle çocukların olumsuz etkilenmeleri söz konusu… Sosyalleşmelerinin engellendiği konuşuluyor.
- Öncelikle bu konuda tek suçlunun internet olduğunu söylemek kanımca doğru olmaz. Hatta kimin kime musallat olduğu bile tartışılabilir. Ben bunun arkasında gizli suçlu olarak tüketim çılgınlığının olduğu kanısındayım. İnterneti, ‘uzay haricindeki en büyük platform’ diye adlandırmamın sebebi de, başka hiçbir düzende veya habitatta var olamayacak kadar fazla miktarda tüketim malzemesi barındırması. Hatta bilinçli insanların bile bu çekime kapıldığını görüyoruz. Acaba interneti bir eğlence aracı olarak gören çocuklar mı, yoksa kanserojen etkisinin varlığına aldırmadan devamlı cep telefonu ile konuşan, uyuşana kadar her gece dizi seyreden biz yetişkinler mi daha fazla bu kaosun kurbanıyız. Ya da sonunun ne olacağını çok iyi bildiği halde, sigara içen doktora ne demeli?
GEÇMİŞ UNUTMUYOR
* İnternet çocuklara çocuk olduklarını da unutturuyor adeta… Sokakta oynanan saklambaç, körebe, köşe kapmaca vb. oyunlardan habersiz olanlar var…
- Evet… Yeni nesil internet çocukları, barbie bebeklerini kutusundan çıkan türlü kıyafetlerle giydirmek yerine; internet sitesi üzerinden çeşitli animasyonlarla renklendirmeyi, istediği her şeyi giydirmeyi ve bunu tek bir mouse hareketi ile yapmayı daha kolay ve daha eğlenceli buluyor. Bu da internetin anti-sosyal yönlerinden biri.
* Sabah gözünü açar açmaz bilgisayar başına geçen miniklerin sayısı hiç de az değil. Bu yollardan geçmiş biri olarak bu konuda neler söyleyebilirsiniz?
- Bu tip bağımlılar, sabahları gözlerini açar açmaz bilgisayarın başına geçerler. Bu yollardan geçmiş biri olarak, durumu size şöyle özetleyebilirim. Kişi ‘her ne sebeple olursa olsun’ bilgisayar başından uzaklaşmanın zaman kaybı olduğunu düşünür. Uyumak veya yemek yemek de buna dahil. Bağımlı, bilgisayarı bırakmamak için türlü bahaneler hatta yalanlar uydurur, bilgisayarın başında kaldığı sürece sıkıntı veya stresten uzak durabileceğini zanneder. Kendisine engel olan her şeye sinirlenir. Bu atmosfere girdiğimde internet bağımlısı olduğumu kendim keşfettim.
TEDAVİSİ VAR
* Nasıl?
- İnternetten okuduğum bilgiler sayesinde… Daha önce ailemin bunu yüzlerce kez söylemiş olması da etki yapmıştır tabii (!) Şaka gibi görünen gelişmeler günlük yaşamımıza o kadar hızlı bir şekilde adapte oluyor ki, o hale nasıl geldiğinizi anlamıyorsunuz bile. Yine şaka gibi olacak ama, internet bağımlısı olduğumu düşünerek başvurduğumda, o hekimin de bağımlı olduğunu görüp çok şaşırmıştım. Doktor Hanım, kendisine de aynı teşhisi koyduğunu bana itiraf etmişti. Türkiye’de bunun tedavisi olmadığını öğrenince (!) interneti kendime meslek edinmenin, tek çıkar yol olduğunu düşündüm. İnternette zaman geçirmek, benim için artık iş. Yoğun bir çalışma temposu. Ama bu tempoyu mesleğin dışındakilere, hiç tavsiye etmem. Hele hele bilgisayardan nefret eden “Ya ben ya da o makine!” diyen bir eşiniz varsa!
* Eşiniz de tepkili yani. Peki bu durumdan olsun kurtulmanın bir yolu yok mu?
- Var! Onu da bilgisayar bağımlısı yapmak! Ona sevgililer gününde bir iPad, bir iPhone gibi bağımlılık yapıcı şeyler alabilirsiniz örneğin. Hızlı bir internet bağlantısını kullanarak, Facebook’u, Twitter’ı, YouTube’u ya da en renkli alışveriş sitelerini öğretebilirsiniz. Şaka bir yana, Amerika’da 8 evli çiftten biri internette tanışıyormuş. Onlar herhalde Facebook’un yaratıcılara “Allah sizden razı olsun” diyorlardır. Düşünün ki, Facebook bir ülke olsaydı, 500 milyondan fazla kullanıcısı ile dünyanın en kalabalık 3. ülkesi olacaktı.
KALİTELİ ZAMAN GEÇİRME
* Biraz da internetin olumlu yönlerinden söz edelim…
- Bir laf vardır, “değişime karşı durursan seni yıkar geçer” diye. İnternetin getirdiği değişimi hiçbir değişim ile kıyaslayamazsınız. Bir anlamda, internet, tarihin görüp görebileceği en büyük açlık bastırma sürecidir. Cinsellikmiş, oyunmuş, sosyal ağlarmış, resimmiş, dizilermiş hepsi orada. Çok yakın gibi gözükmese de, elbette bunun doymuşluk safhasına geleceği bir gün olacaktır. Tabii internetin, tüketime doymuş kesime hitap eden bir yanı da var. Şimdiden her türlü konuda ders görebileceğiniz veya neredeyse her mesleği öğreten siteler var. Bunların uluslararası düzeyde diploma veren, üniversitelere eşdeğer akreditasyon kazanacağı günler hiç de uzak gözükmüyor. Siz deyin 20 yıl, ben diyeyim 10 yıl sonra.
BÜYÜME KAÇINILMAZ
Bankaya gitmeden, kuyruk beklemeden, İnternet üzerinden her türlü finansal işlemlerinizi yapabiliyorsunuz. Bir alışveriş yapacaksınız, fiyat konusunda aldatılmanız mümkün değil. Çünkü onlarca ürünü bir arada inceleyebilir, bütün niteliklerini karşılaştırabilirsiniz. Üstelik internet üzerinden yapılan alışverişlerde 8 günlük koşulsuz iade olanağınız da var.
* Peki güvenlik?
- Evet, tüm özel bilgilerinizin çalınması, yer değiştirmesi veya yok edilmesi gibi risklerle karşı karşıyasınız. Dolayısıyla önemli sandığınız bilgileri internette kullanmadan önce, mutlaka güvenlik açıkları hakkında detaylı bilgi sahibi olun veya bu konuda bilgili kişilerden yardım alın.
* Uzak geleceği tasavvur etmenizi söylesek ne dersiniz?
- Bütün gün yerlerinden hiç kalkmadan bir sandalyede oturan, birbiri ile önündeki “3 Boyutlu Sanal Gerçeklik Ekranı”ndan görüşerek iş yapan, hiç arabanın olmadığı, her yere o sandalye vasıtasıyla gidilen, herkesin 150 kilonun üzerinde olduğu, kimsenin yürümeyi bile bilmediği, gündelik işlerin sadece robotlar yardımı ile yapıldığı ve ancak laboratuar koşullarında üreyebilen, bir insan ırkı… Kulağa ne kadar dehşet verici geliyor değil mi? 1899′da “Keşfedilecek her şey keşfedildi” diyen Amerikan Patent Enstitüsü Başkanı Duell’e, bugünlere geleceğimizi söyleseydik herhalde bize kahkahalarla gülerdi.
* Tablo hayli karamsar, isterseniz bağımlılığın nasıl giderilebileceği üzerinde durun biraz da…
- Öncelikle, bağımlılığın uzmanlar tarafından tedavi edilmesi gerektiğini söyleyebilirim. Her tıp hastalığında olduğu gibi bunda da erken teşhis çok önemli. Yaşı ne olursa olsun, kişiye kızgınlıkla değil, sabır, empati ve şefkatle yaklaşılmalı. Hastanın, hastalığın hangi emarelerini taşıdığının kendisi tarafından anlaşılması ve kabullenmesi sağlanmalı. Kendisine her konuda destek verileceği vurgulanmalı. Hayatında nelerin eksik olduğunu düşündüğü tespit edilmeli. Bu konulara uygun aktivite ve tedavi yöntemleri uygulamaya konulmalı. İnternetin sadece bir araç olarak kullanılmasına yönelik kısıtlamalar devreye sokulmalı. Özellikle çocuklarda, internetin karakter gelişimine olan negatif etkileri göz ardı edilmemeli. İnternet kullanım zamanı ve içeriği, ortak kararlar alınarak kısıtlanmalı. Şu hiç unutulmamalı! Her insanın en iyi algıladığı yaklaşım şefkatli yaklaşımdır.
Ailelere tavsiyeler
* İnternet bağımlısı çocukları olan ailelere neler önerirsiniz?
- Yaklaşım şefkatli ve empatik olmalı. Bunun bir hastalık olduğu ona anlatılmalı. Gerekirse uzman yardımı alınmalı. Her zaman yanında olunduğu hissettirilmeli. İnternet bağımlılarının birçoğu sosyalleşmekten korkanlardır. Eğer onunla iletişiminizi güçlendirirseniz internete yönelimini azaltırsınız. Yaşam kalitesini artırma konusunda da ona yardımcı olmalısınız. Örneğin, çocuklara kesinlikle ilgi alanlarına yönelik aktiviteler bulunmalı. Spor, müzik, resim vs… Sevdikleri işe yönelmeleri onların internet bağımlılıklarını azaltır. Önemli olan ilginin devamlılığı. Bu, internette geçirecekleri zamanı azaltacaktır. Saat kısıtlaması kesinlikle yapılmalı. Ancak bu karar iki tarafın ortak kararıyla olmalı ki çocuk buna uyabilsin.
Bağımlılık oranı yüzde 94.3!
* Genelde dünya üzerindeki internet kullanıcıları arasında bağımlılık oranları nasıl?
- 18.000 internet kullanıcısı arasında yapılan bir araştırmaya göre, sadece yüzde 5.7′lik bir kesimin bağımlılık derecesinden uzak kullanıcı oldukları saptanmış. Kadınlar erkeklerden daha sık aralıklarla internete giriyor. İnternet kullanıcılarının yüzde 50′sinden fazlası yaşları, işleri, medeni durumları ve cinsiyetleri hakkında yalan söylüyor.
10 MİLYAR SAYFA
Amerika’daki insanların yüzde 70′i, Afrika’daki insanların ise sadece yüzde 3′ü internet kullanıcısı. Rekor ise yüzde 75 ile İsveç’te. Şimdilik internetin büyüklüğü 10 milyar sayfa civarı. Bu, sadece Google’un örümcek robotları ile ölçülen rakam. İlk Global internet sayfasının bugün atom parçalayan kurum olarak bildiğimiz İsviçre’deki ünlü CERN olduğu düşünülüyor.
10 SANİYEDE BİR SUÇ
İnternet kullanıcıları bir web sitesinde ortalama 56 saniye harcıyorlar. Her 10 saniyede bir, internet üzerinde suç işleniyor. İnternete bağlanabilen günümüz cep telefonları, 40 sene önce kullanılan bilgisayarların, milyonda biri ucuzluğunda, 100′de biri kadar küçük boyutta, fakat 1.000 kere daha güçlü. Youtube’ta her ay 12.5 milyar video seyrediliyor. Tüm bunlara rağmen hala 18 ülkede internet yok, tüm dünyanın sadece yüzde 25′i internet kullanıyor.
